Archive for Ocak, 2009

Canımı Acıtır…

Ocak 21, 2009 - 7:50 pm No Comments

Kimsenin istemeyeceği gibi sende istemeyeceksin bi’ başkasının açtığı yarayı pansuman etmeyi.. En doğrusuda budur belki , ben senin kalbinde ki acıları alıp gidemem ama sana şans verebilirim benim kalbimde ki bütün acıları alıp gitmen için.. Ve ben senin geçmişin olamam ama yine ben sana diyebilirim geleceğim ol.. Yılmaz hocanın bitkiden anlayıp toprak olamaması gibi bi’ şey bu anlatmaya çalıştığım.. Anlaması zor , bi’ o kadar da anlatması..

Senin verdiğin huzuru verebilen daha önceleri kimse olmamıştı desem yüksek ihtimalle yalana bulanmış olurum ki nefret ediyorum..

Bütün dostluklar mucur yollardan geçer , takla atmaya müsaittir.. Fren sıkamazsın , sıktığında takla atarsın.. Ben frene dokundum ve takla attım.. Yine dediğim gibi razıyım acısını çekmeye..

Ki kanatamazsın yüreğimi , izin vermem..
Zaten akacak kan da durmaz ne damarda ne gönülde.. Atasözleri ile süslemiş olsamda bugün şu satırları , üzgünüm sana seni sevdiğimi söylemediğim , söyleyemediğim için.. Üzgünüm..

Varlığın ne denli huzur verdiyse ;
Yokluğunda o kadar canımı acıtır..

Blogger ile ziyaretçi çekelim

Ocak 21, 2009 - 7:49 pm No Comments

Peki neden Blogger ile ziyaretçi çekeceğiz ?

- Çünkü Blogger Google hizmeti olduğu için oradaki sitelerinizi Google çok çabuk indexliyor ve aramalarda üst sıralarda çıkarıyor . Ayrıca blogger ile Google Adsense başvurunuz da çok çabuk inceleniyor , ve %99 kabul ediliyor.
Bugün blogger sitelerin linkleri bir çok sayfada görülmektedir.

Peki nasıl ziyaretçi çekeceğiz ?

- Öncelikle sürekli ilgilendiğiniz bir sitenizin olması gerekmektedir.

Örnek: Bir haber siteniz var ya da herhangi bir içerik ile ilgili bir siteniz war.
Mesela fıkra – şiir – hikaye içerikli bir siteniz var. Hmm domaini de xhikaye.com olsun. Hemen sitenizin ismi ile https://www2.blogger.com/signup.g ‘a kayıt olun

Örnek: xhikaye.blogspot.com

akabinde sitenizin içeriğini yani xhikaye.com’un yazılarını bloger hesabınıza taşıyın. ve yazılar mümkünse şu şekilde olsun…

Başlık
Hikayenin küçük bir kısmı.

Devamı… ( burada yapmanız gereken şey , devamı yazısına xhikaye.com daki yazının linkini vererek ziyaretçiyi xhikaye.com a yönlendirmek…

- Etiketler önemlimidir ?

tabiki , daha fazla ziyaretçi çekmek için etiketler birebirdir. blogger ya da diğer blog sistemlerine etiket süs olarak yazılmamış. Genelde aranılacak etiketleri yazın. Sitenizin içeriği dışındaki etikerleri yazarak lütfen ziyaretçinizi yanıltmayın yoksa size – olarak dönecektir.

- Tasarım hakkında bilgi

Tasarımda güzel olsun ki ziyaretçiniz sitenizin sallamasyon bir site olduğunu düşünmesin, biraz ciddi olun tasarım konusunda.

Ayrıca blogger ile açtığınız siteleri link değişimlerine koyun. Google da indexlenmesi , üst sıralarda çıkması açısından çok iyidir.

not : alıntıdır…

Bir De Banka Satın Aldın Mı Tamam!

Ocak 21, 2009 - 7:48 pm No Comments

İşlerini belli bir büyüklüğe ulaştırmış bazı işadamları çok iyi paralar kazanmaya başladıklarında, ‘yanılmazlık sendromu’na kapılırlar. Yanılmazlık sendromu kısaca, ‘Ben işleri bu duruma getirdim. Demek ki, yaptıklarım ve de yapacaklarım doğrudur, ben yanlış yapmam’ şeklindeki düşünce tarzıdır.

Bu tür işadamları bu aşamada, ‘para kazanma tutkusu’nu aşar ve büyüme, çok daha fazla büyüme, sektörüne, ekonomiye, ülkesine, dünyaya hükmetme eğilimine girer. Kısaca, ‘iktidar tutkusu’na kapılır.

Onların ilk hedeflerinden birisi bir basın-yayın organı edinmektir. Çünkü basın-yayın organları iktidar sağlamakta en etkili organlardır. Bir gazete hele hele arkasından bir de televizyon aldın mı bitirdin işi. Evet, şimdi, ‘Artık kimse bizi tutamaz sendromu’ başlamıştır.

İkinci hedef bir de banka edinmektir. Banka alınınca da, ‘Artık sırtım yere gelmez sendromu’nun etkisi görülür ve iktidar ‘tutkusu’, iktidar ‘hırsı’na dönüşür.

Bundan sonrası kolaydır. Nüfuz casusları ve nüfuz rantı peşinde olan eski bakan, müsteşar, üst düzey bürokrat, merkez bankası, devlet bankası veya özel bankaların eski başkan, genel müdür ya da üst düzey yetkilisi, emekli general, profesör, şirketin iştigal sahası ile ilgili diğer kuruluşların üst düzey yöneticisi tanınmış, nüfuzlu, itibarlı veya cambaz kişiler yönetim kurullarına alınır, danışman yapılır veya nadiren de olsa bazılarına aktif görevler verilir. Gerçek iktidarlar (hükümetler, mahalli idareler ve diğer etkili kuruluşlar) ile ilişkiler güçlendirilir.

Eskiden bu büyüme modelini gerçekleştirmek çok zordu. Öyle kolay kolay basın-yayın sektörüne girilemezdi. Banka satın almak felan adeta bir hayal idi. Nüfuzlu kişiler şirketlerin yönetim kurulu üyeliği tekliflerine lap diye atlamazlardı. Onları cezbetmek kolay değildi. Ama modeli bir de kurdun mu sırtın gerçekten de yere gelmezdi.

Ancak son gelişmeler gösteriyor ki, model büyük yaralar almıştır. İstediğin kadar büyü, sektörüne hükmet, arkana gazete, televizyon, nüfuz tüccarı veya casusu al, kurumsal bir yönetim tarzı benimsememiş isen bir gün dizlerinin üzerine çökebiliyorsun. Bu, ‘çökme’nin eski, ‘batma’ dan önemli bir farkı var. Eskiden işi ile birlikte işadamı da batardı, şimdi batmıyor, hatta eskisinden daha problemsiz bir hayat yaşayabiliyor. Belki de model onun için rahatlıkla göze alınabiliyor.

Modelin batışı, olağan üstü büyüdüğü, para kazandığı, mevcut başbakanı, belediye başkanını ve hatta papatyaları arkasına aldığı zaman dahi çöken işadamları ile başladı. Daha sonra gazete, televizyon, radyo, banka ve hatta eski bakanlık forsu sahibi olmalarına, cumbabaların aile resmi içerisinde yer almalarına rağmen çöken işadamları ile devam etti ve ediyor.

Yeni ekonomi her şeyin başına bir e-koymaktan ibaret sanılıyor. Halbuki ekonomide topyekun değişimler oluyor. Yeni ekonomi bir, ‘yeni yönetim’e ihtiyaç gösteriyor. Ben bu ihtiyacı işadamları seviyesinde hissettiren bir örnekleme yaptım ve artık bazı patronların takkelerini önlerine koyarak işlerini kurumsallaştırmaları zamanı gelmiştir demek istedim sadece.

Bilgisayarınızdaki Görünmez adam

Ocak 21, 2009 - 7:48 pm No Comments

Windows XP ile gelen Uzaktan Yardim servisi için bilgisayariniza ‘Görünmez’ bir kullanici daha katiliyor.
Bu arkadaşın adi SUPPORT_388945a0 ve bu sayede Microsoft istedigi an bilgisayariniza girebiliyor.Her bilgisayarda standart bir isim bu. Kullanicinin sizde de bulunup bulunmadigini test etmek için

Baslat > Çalistir’a gelip, net user yazdiktan sonra Enter’a basin. En altta SUPPORT_388945a0 yazdigini göreceksiniz.

Bu kullanicidan kurtulmak için Baslat > Çalistir ‘da cmd yazip Enter’a basin ve
açilan DOS komut penceresinde

net user SUPPORT_388945a0 /delete yazin.
SUPPORT_388945a0 kullanicisi silinecektir..

BİLEMZDİK SEVEREK AYRILACAĞIMIZI

Ocak 21, 2009 - 7:46 pm No Comments

ilk gördüğüm anda sana aşık oldum
Gözlerine baktığımda kendimi buldum
Tek bir engel vardı benden çok uzaktaydın
Ama seni bir tek seni içimde yaşattım
Bilemezdik severek ayrılacağımızı
Bilemezdik birbirimizden kopacağımızı
Geri dön desen hiç düşünmeden geri dönerim
Çünkü seni bir tek seni canımdan çok sevdim

(Şiir)
İstediğim, istediğim tek şey sensin
İnan bana sevgilim bir tek şey sensin
Sendin benim hayatıma anlam katan
Yaşama nedenim olan
Öyle bir girdin ki kalbime
Çıkmamak üzere yerleştin bu yüreğime
Ne kadar isterdim yanında olmak sana sarılmak
Gözlerinin içine bakarak seni seviyorum demeyi
Ne çok isterdim bir bilsen..

Aylar yıllar geçti seni bekliyorum
Hala içimde bir umut taşıyorum
Güzel günleri sanki tekrar yaşayacağım
Senle birlikte olup mutlu olacağım

Bilemezdik severek ayrılacağımızı
Bilemezdik birbirimizden kopacağımızı
Ger dön desen hiç düşünmeden geri dönerim
Çünkü seni bir tek seni canımdan çok sevdim
(Şiir)
Her zaman kalbimde taşıdım seni
Kimseler,kimseler alamadı yerini
Olmadı senin kadar kimse sevmedi beni
Yıllardı seni bekliyorum hep bir umut taşıyordum içimde
Belki bir gün belki bir gün yeniden karşılaşırız
Ve yeni bir sayfa açıp yarım kalan aşkımızı sonsuza dek yaşarız diye
En sonunda en sonunda karşılaştık
Ve anladım ki sende beni hala beni seviyorsun
Öyleyse ,öyleyse neyi bekliyoruz
Bana geri dön de hiç düşünmem gelirim sevdiğim
Senden bir tek ışık bekliyorum
Bana geri dön
Bana geri dön
N’olursun sevdiğim
Seni çok ama çok seviyorum
Hep sevdim ve hepte seveceğim
Onca acılar çektik birlikte direndik
Ama yine de yine de içimizde yaşattık sevgimizi
Baksana onca yıllar geçmiş biz hala yenilmemişiz bir tanem
Hadi, hadi sevgilim n’olur elini uzat bana
Korkma ,korkma hiçbir zaman bırakmam elini

Ben,basra`dan ömer

Ocak 21, 2009 - 7:45 pm No Comments

“bu zulüm yerde kalmaz
yemin olsun ki asra.
önce mevtül insanlık
sonra harabül basra”

belki haberin yoktur diye yazıyorum franks;
önce demokrasi yağdı göklerden
sonra özgürlük geçti üstümüzden
palet palet…

ve insan hakları namlularından
yüzü maskeli adamların
saniyede bilmem kaç bin adet.

demokrasi bizim eve de isabet etti
bir gün sonra anladım ayaklarımın koptuğunu
babamın vücudunda
tam on sekiz adet
insan hakları saymışlar.

annem zaten yoktu
ben doğarken
ilaç yokluğundan ölmüş.
ambargo falan dediler ya
anlamadım, çocuk aklı işte
sen daha iyi bilirsin…

sizde de barış böyle midir franks?
insan hakları çocukları yetim,
ve ayaksız bırakır mı orada da?
ya demokrasi?
güpegündüz pazara düşer mi?

ve zenginlik…
insanları korkudan uykusuz bırakır mı?
ve kuşlar gökyüzünü terk eder mi orada da?
babamla söylediğim son dua dilimde,
ayaklarım hastanede,
ve giymeye kıyamadığım ayakkabılar
elimde kaldı…

çocuğun var mı franks?
al… çocuğuna götür onları
bir işe yarasın.
kim bilir baktıkça,
belki beni hatırlarsın

“bu nasıl demokrasi.?
düştüğü yeri yaktı
merhamet hür dünyaya
bu kadar mı ırak’tı?”

Batan Bankalar, Satılan Bankalar Derken Yok Olmaya Yüz Tutan Bankacılığımız

Ocak 21, 2009 - 7:44 pm No Comments

Bir dönem batan bankalar gündemdeydi. Şimdi de satılan bankalar. Yakın gelecekte de yok olan bankacılık sistemimiz konuşulacak gibi…
2000’li yıllara yaklaşırken ve hemen sonrasında batan bankalar, battığı için el konulan, devlet güvencesine alınan bankalar, batan bankaların kapısında kriz geçiren mudiler çok konuşuldu, çok konu oldu.
Sonrasında 2001 krizi patlak verdi. Arkasından Kemal Derviş (davet edildi süsü verilerek) gönderildi Türkiye’ye. O zamanlar birçok kişi Derviş’i kurtarıcı gibi gördü, savundu.
Sonrasında IMF, Türkiye’de ekonomik yönetimi Derviş aracılığıyla ele aldı. Halen de elinde tutuyor. IMF’den kurtuluş yollarını arayan bir yönetim hala ufukta gözükmüyor…
ABD’nin, büyüyen ekonomileri törpüleme aracı olan IMF, Türk halkı nezdinde fazla kabul görmese de, kriz sonrası ekonomik her kararı IMF doğrultusunda veren Türkiye’de batan bankalar bir, bir satışa çıkarıldı.
El konulan bazı bankaları, Danıştay, ‘usulsüz el konuldu’ gerekçesiyle iade etti.
Bütün bunlar Türk Bankacılık sisteminin bocalatıldığı bir dönemdir. Batanlar mı, batırılanlar mı, el konulanlar mı, satılanlar mı? Kimler haklı, kimler haksız, adil yargılama yapıp karar vermek yargının işidir.
Batma, batırılma, el konulma satılma manzaralarından sonra Türk Bankacılığının geldiği noktada görüyoruz ki Türk Bankaları birer, birer yabancılara satılıyor. Ve yabancılar bankalarımızı almak için sıraya giriyor.
Bankacılık sektörünün, üst limit olarak % kaçı yabancılara satılabilir?
Araştırdığım kadarıyla bu konuyla ilgili bir üst limit göremedim. Satılabildiği kadar satılır diye bir esneklik var sanırım bu konuda.
Yabancıya satışlar konusuna bir başka noktadan, emlak piyasasından bakınca, satılabilir mülklerin %05’inin (binde beşi) yabancıya satılmasına müsaade ediliyor ibaresi mevcut.
Ancak, binde beş dense de, Türkiye’de yabancıya ne kadar mülk satıldığını bir denetleyen var mı acaba..? Çok değerli kıyı bölgelerimizde, Ege Bölgesinin turistik mekanlarında gelip dükkan açmış olan yabancı emlak şirketleri topraklarımızı kendi vatandaşlarına öyle bir satıyorlar ki, çoğumuz farkında bile değiliz.
Bu şirketlerde çalışan kendi vatandaşlarımız da “Çok sevdiğim Atatürk beni affetsin, onun kurtardığı toprakların, onun kurtardığı ülkelere metre, metre satılmasında ben de rol almış durumdayım” diye af diliyor olmalılar…
Muğla-Milas yakınlarındaki turistik Güllük beldesinde, belde sakini bir vatandaşla, sahil bölgelerimizdeki yabancıya satılan mülkleri konuşurken, hiç unutmuyorum şöyle demişti:
-Beni asıl endişelendiren satılan topraklar değil, satılan bankalarımızdır. Bizi bekleyen kötü senaryolar, ekonomimiz yabancıların eline geçtiği zamandır.
Güllük sakini bu beyefendiye o zaman çok hak vermiştim.
Bir dönem batıklarla, el koymalarla bocalatılan banklarımızın bugün bu kadar satışa sunulması doğru mu acaba? Satılması kararlaştırılan payın, tüm sektörün %30’u bile olsa bu oran az bir oran değildir. Diğer ülkelerde bankacılık sektörü ne oranda yabancıların elindedir?
Gazeteci yazar Yiğit Bulut bu oranları şu şekilde vermektedir:
[-Gelişmiş AB ülkelerinde oranlar oldukça düşük. Örneklemek gerekirse; AB ülkelerinden Almanya'da yabancı sermaye payı yüzde 5, İtalya'da yüzde 8, İspanya'da yüzde 10, Hollanda'da yüzde 11, Danimarka'da yüzde 17, Avusturya ve Fransa'da yüzde 19, Yunanistan'da yüzde 20'nin dahi altında.
— Yabancı payının yüksek olduğu ülkeler AB'nin ve IMF'nin kontrol ettiği daha doğrusu sömürdüğü ülkeler. Bunları da örnekleyelim; Estonya'da yüzde 100, Çek Cumhuriyeti'nde yüzde 95, Slovakya'da yüzde 93, Meksika'da yüzde 82, Macaristan ve Polonya'da yüzde 65, Arjantin'de yüzde 48, Peru'da yüzde 47, Şili'de yüzde 42.
Yiğit Bulut–05.09.2006-Radikal]
Bir zamanlar Avrupa ve ABD’de şubeler açan, güçlü bir yapıya sahip olan Türk Bankacılık sistemi, sistemli bir şekilde bocalattırıldı, batırıldı, el konuldu, birçok badire atlatıldı. Ve zayıflatıldı. Şimdilerde ise özel bankalar ve özelleştirilen devlet bankaları yabancılara pey der pey satılıyor. Bu bir felaket tellallığı değil ama gidişat hiç iyi değil.
Nelere sahip çıkacağımıza toplum olarak hala karar verebilmiş değiliz. Ama en azından devletin satılan bankalara bir dur demesi gerektiği inancındayım.

Bana kadın oldugumu hissettir

Ocak 21, 2009 - 7:41 pm No Comments

bir uçak yolculugunda,uçak okyanus üzerinde iken müthiş bir sarsıntı olur ve kanadın biri kopar,o sırada bir kadın bütün
kontrolünü kaybederek uçagın ön tarafına koşarak bagırmaya başlar “eger ölmek zorundaysam hayatımın son anlarında unutulmaz
anlar yaşamak istiyorum!bir yıgın avanturum oldu hiç bir adam bana gerçek bir kadın oldugumu hissettirmedi,kadınlıgımı
hissetmek istiyorum bu uçakta bana kadın oldugumu hissettirecek bir erkek yokmu?” bir an uçaktaki bütün gürültü kesilir ve
herkes kadına konsantre olur,arka sıralardan bir ses yükselir sana kadın oldugunu hissettirecegim…Adam rüyalardaki
yakışıklı erkeklere benzer iri,esrarengiz,simsiyah parlak saçlar,mavi gözler yavaş yavaş koridorda ilerlemeye başlar
gömleginin dügmelerini çözerek,uçakta herkes hareketsiz bekler adam yaklaştıkça kadının nefesi hızlanır,adam gömlegini
çıkarır,kadına iyice yaklaşır gögüs kasları kıpırdar çok seksi bir hereketle gömlegini kadına uzatır ve der: ütüle şunu…

Babamı Dinliyorum Gözlerim Kapalı

Ocak 21, 2009 - 7:40 pm No Comments

Babamı dinliyorum gözlerim kapalı
Önce bir tokat hissediyorum hafiften
Ardından tekmeler geliyor kafama
Uçuyorum havalarda
Uzaklarda, çok uzaklarda
Annemin hiç durmayan çığlıkları
Babamı dinliyorum gözlerim kapalı

Bu dönem sınıfı geçeceğim derken
Geliyor sürü sürü kırıklar
Ahlar çekiyorum odamda
Gözümün önüne geliyor müdürün bakışları
Babamı dinliyorum gözlerim kapalı

Seri eller dolaşıyor suratımda
Cıvıl cıvıl kardeşlerim odada
Hepsi almış takdiri teşekkürü
Sırıtıyorum acı acı
Babamı dinliyorum gözlerim kapalı.

Azrail İnsan Nasıl Görünür

Ocak 21, 2009 - 7:39 pm No Comments

Adamın biri arabasıyla giderken yolda bir yolcu alır arabaya…. adam arka tarafa biner…..şöför…
- eee hemşerim kimsin nereye gidersin…der….yolcu
- ben Azrailim..canını almaya geldim der……şöför alaycı bir tavırla
- sen mi Azrailsin der..yaw senin gibi Azrail olurmu hiç der….yolcu sakin bir tavırla sen daha önce Azrail gördünmüde tarif ediyorsun der…
ve ekler yolcu….
- inanmadın bana öylemi der….şöför
- inanmadım tabii der……yolcu
- o zaman 200 metre ileride bir adam daha alacaksın der…..
gerçekten de adamın dediği gibi şöför 200 metre ilerde bir Yolcu daha alır..ama yolcu ön tarafa oturur…olaylar bundan sonra daha da enteresanlaşır…..şöför yanındakine :
- ee sen kimsin nereye gidersin der….öndeki
- abi beni merkezde biryerde indirirsen çok sevinirim adım felanca der……şöför
- yaw şu arkadaki adam bana Azrailim diyo görüyonmu şu herifi hem iyilik ediyoz hemde dalga geçiyor zibidi der….
öndeki arkaya bakar ama kimse yoktur….öndeki
- abi arkada kimse yokki…..
şöför hışımla arkaya bakar ve
- körmüsün be adam arkada oturuyorya der…..
öndeki arkaya bir daha bakar ve
- abi senin kafan iyimi yoksa dalga mı geçiyorsun der…bu sefer
arkadaki söze girer….
- gördünmü der öndeki beni ne duyabilir nede görebilir der şöföre. şöför bir anda dizlerinin bağı çözülür bet beniz atar….arkadaki şöföre…
- hadi der arabayı kenara çek 2 rekat namaz kıl canını alacam der….. şöför ağlamaklı çaresiz bir şekilde arabayı kenara çeker ve iner arabadan…..
- sonra….
- sonra ne olmuş biliyormusunuz?????
adamlar arabayı aldığı gibi kaçmışlar… :)