Bir De Banka Satın Aldın Mı Tamam!

Ocak 21, 2009 - 7:48 pm No Comments

İşlerini belli bir büyüklüğe ulaştırmış bazı işadamları çok iyi paralar kazanmaya başladıklarında, ‘yanılmazlık sendromu’na kapılırlar. Yanılmazlık sendromu kısaca, ‘Ben işleri bu duruma getirdim. Demek ki, yaptıklarım ve de yapacaklarım doğrudur, ben yanlış yapmam’ şeklindeki düşünce tarzıdır.

Bu tür işadamları bu aşamada, ‘para kazanma tutkusu’nu aşar ve büyüme, çok daha fazla büyüme, sektörüne, ekonomiye, ülkesine, dünyaya hükmetme eğilimine girer. Kısaca, ‘iktidar tutkusu’na kapılır.

Onların ilk hedeflerinden birisi bir basın-yayın organı edinmektir. Çünkü basın-yayın organları iktidar sağlamakta en etkili organlardır. Bir gazete hele hele arkasından bir de televizyon aldın mı bitirdin işi. Evet, şimdi, ‘Artık kimse bizi tutamaz sendromu’ başlamıştır.

İkinci hedef bir de banka edinmektir. Banka alınınca da, ‘Artık sırtım yere gelmez sendromu’nun etkisi görülür ve iktidar ‘tutkusu’, iktidar ‘hırsı’na dönüşür.

Bundan sonrası kolaydır. Nüfuz casusları ve nüfuz rantı peşinde olan eski bakan, müsteşar, üst düzey bürokrat, merkez bankası, devlet bankası veya özel bankaların eski başkan, genel müdür ya da üst düzey yetkilisi, emekli general, profesör, şirketin iştigal sahası ile ilgili diğer kuruluşların üst düzey yöneticisi tanınmış, nüfuzlu, itibarlı veya cambaz kişiler yönetim kurullarına alınır, danışman yapılır veya nadiren de olsa bazılarına aktif görevler verilir. Gerçek iktidarlar (hükümetler, mahalli idareler ve diğer etkili kuruluşlar) ile ilişkiler güçlendirilir.

Eskiden bu büyüme modelini gerçekleştirmek çok zordu. Öyle kolay kolay basın-yayın sektörüne girilemezdi. Banka satın almak felan adeta bir hayal idi. Nüfuzlu kişiler şirketlerin yönetim kurulu üyeliği tekliflerine lap diye atlamazlardı. Onları cezbetmek kolay değildi. Ama modeli bir de kurdun mu sırtın gerçekten de yere gelmezdi.

Ancak son gelişmeler gösteriyor ki, model büyük yaralar almıştır. İstediğin kadar büyü, sektörüne hükmet, arkana gazete, televizyon, nüfuz tüccarı veya casusu al, kurumsal bir yönetim tarzı benimsememiş isen bir gün dizlerinin üzerine çökebiliyorsun. Bu, ‘çökme’nin eski, ‘batma’ dan önemli bir farkı var. Eskiden işi ile birlikte işadamı da batardı, şimdi batmıyor, hatta eskisinden daha problemsiz bir hayat yaşayabiliyor. Belki de model onun için rahatlıkla göze alınabiliyor.

Modelin batışı, olağan üstü büyüdüğü, para kazandığı, mevcut başbakanı, belediye başkanını ve hatta papatyaları arkasına aldığı zaman dahi çöken işadamları ile başladı. Daha sonra gazete, televizyon, radyo, banka ve hatta eski bakanlık forsu sahibi olmalarına, cumbabaların aile resmi içerisinde yer almalarına rağmen çöken işadamları ile devam etti ve ediyor.

Yeni ekonomi her şeyin başına bir e-koymaktan ibaret sanılıyor. Halbuki ekonomide topyekun değişimler oluyor. Yeni ekonomi bir, ‘yeni yönetim’e ihtiyaç gösteriyor. Ben bu ihtiyacı işadamları seviyesinde hissettiren bir örnekleme yaptım ve artık bazı patronların takkelerini önlerine koyarak işlerini kurumsallaştırmaları zamanı gelmiştir demek istedim sadece.

Share and Enjoy:
  • Print this article!
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks

Leave a Reply