Archive for the ‘Aşk’ Category

Aşk-ı Cinayet

Ocak 21, 2009 - 7:31 pm No Comments

Henüz
Bir seni seviyorum geçiyordu aklımdan
Ancak bir ölüm baskınına yenik şimdi.
Uzun yolculuklar
Her zamankinden daha uzun şimdi.
Kurumuş kan lekeli bir tabanca
Terk edilmiş sevgiliye
En anlamlı ölüm yıldönümü hediyesi!
Ve bir o kadar da
Köhne apartman kokuyordu kurşunlar.
Daralıyor tetik ve parmak mesafesi.
Biliyorum
Tekrar aklında
“Kan kusturucu takılmış bir silah ve ben
Ölümü yazıyoruz alnına kurşunlarla”
Sözleri
İşte bu da bir faili meçhul aşkın
Faili meşhur cinayeti

Aşk bir futbol turnuvasına benzer

Ocak 21, 2009 - 7:31 pm No Comments

Aşk bir futbol turnuvasına benzer;hoşlanırsın çeyrek finaldir.Seversin yarı finaldir.Aşık olursun finaldir.Bağımlı olursun şampiyon olmuş olursun..Artık kurtuluşun yoktur.

Mantık ve gurur yerle bir olur.Utanma yada arlanma duygusundan yoksunsundur.

Eskiden techno dinlerken bir anda düş sokağı sakinleri dinlemeye başlarsın.

Depresif yanlızlıklara bürünürsün..Kimi zaman şiirler yazar dünyaya sataşırsın kimi zaman dostlarında paylaşırsın tanımlayamadığın acıları en narin içki sofralarında..

Bir insan hayatı boyunca aşık olmadıysa o insana ACIRIM BEN..

Aşık Olmaya Hazırmısın?

Ocak 21, 2009 - 7:30 pm No Comments

Tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak…
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu farkedeceksin…
Sokağa fırlayacaksın…
Sokaklar da dar gelecek…
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi…
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü…
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin…
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan…
Önemli olan sağlık.”
“Yaşamak güzel.” Boş ver, her şey unutulur.” Sen hiçbirini duymayacaksın…
Göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin…
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin…
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin…
“Ölüme çare bulundu” ya da “Yarın kıyamet kopacakmış” deseler başını kaldırıp Ne dedin?” diye sormayacaksın…
Yalnız kalmak isteyeceksin…
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak…
İkisi de yetmeyecek…
Geçmişi düşüneceksin…
Neredeyse dakika dakika…
Ama kötüleri atlayarak…
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin…
Gittiğin yerlere gitmek…
Bu sana hiç iyi gelmeyecek…
Ama bile bile yapacaksın…
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın…
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin…
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin….
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin…
Herkesi ona benzetip…
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın…
Hiçbir şey oyalamayacak seni…
İlaçlara sığınacaksın…
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren…
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek…
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin…
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak…
Sabahı iple çekeceksin…
Bazen de “Hiç güneş doğmasa” diyeceksin…
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler…
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin…
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin …
Nafile…
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek…
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin…
Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin…
Telefonun çalmasını bekleyeceksin…
Aramayacağını bile bile…
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek…
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla…
Yüreğin burkulacak…
Canın yanacak…
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin…
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden…
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın…
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret edeceksin…
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin…
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek…
Ama bir umut…
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu…
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak…
Gel gitler içinde yaşayacaksın…
Buna yaşamak denirse.
Razı mısın bütün bunlara…?
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye…?
O halde aşık olabilirsin …

Tadı Damakta Kalan İlişkiler

Ocak 21, 2009 - 7:20 pm No Comments

Onlar fark edemezler.
Aslında ne hayranları, ne sevdikleri vardır arkalarında umarsızca bıraktıkları.
Kendilerini deli gibi sevenler, aslında hep en yakınlarındakilerdir ama onlar hep beyaz atlı prenslerini çok uzaklarda ararlar.
Keşfedilmeyi, kozasından çıkmak için gün sayan muhtemel bir kelebek gibi beklerler.
Bilemezler, hiç de beklemedikleri birisinin aslında ona her gece şiirler yazdığını.
Ne hayaller süsler bazıları, kimisi ölüme kadar götürür, gene farkında olmazlar.
İki gülümsemesine ne canlar kopar en derinlerden, hayatlar alt üst olur.
Bazen onlar bizi çözer, en zayıf yanlarımızdan, bizim bile bilmediğimiz en güzel yanlarımıza kadar her şeyimizi çözmüşlerdir.
Ayakta uyumaya devam ederiz ama karşımızdaki biricik sevgilimiz değil, canlı bir aynadır.
Biz de biliriz onları, anlarız bazen.
İlk konuşmalar, bakışmalar ve tedirgin tavırlar.
Ellerin sık sık saçlara gitmesi, anlamsız tebessümler ve gene ellerin saçlarla birleşmesi.
Göz kaçırmaları, şirin tavırlar.
Ertesi sabah aşık olduğunuzu fark edersiniz, oysa bilemezsiniz birkaç ay sonra ne kadar aptalca bir sebepten dolayı ayrılacağınızı.
Artık sabah erkenden kalkmaların anlamlı bir anlamı vardır.
Sonuna kadar gitmek istediğiniz anlarda kaygılar yerlerini engin mutluluklara bırakmıştır artık.
İlkler yaşanmış, sonun başlangıcına gelinmiştir.
Yaşanacaklar yaşanmıştır, karşımızdaki ne sevgilimiz ne de çok iyi bir dostunuzdur artık.
Birkaç ay öncesinde yemeğe çıkarken ayna karşısında dakikalarca süslenir, tekrar tekrar makyaj yaparken bugün artık çıkarken aynalara bakılmaz bile.
Cümleler kalıplaşmıştır.
Sonsuz gökyüzü(!) bile sıkıcı gelmeye başlamıştır artık ne eski sevişmeler ne de öpücükler tad verir.
Yeni çiçekler koklanmalı, yeni yasaklı bahçelere girilip ateşlerle oynanmalıdır.
Sanki el ele caddelerde yürünmemiş, yapılan kavgaların ortasında dudaklarına hiç yapışılmamış ve vücudun en değerli eserleri umarsızca sergilenmemişçesine artık birer iki yabancı olunmuştur artık.
Görkemli denizlerin belli belirsiz kıyılarına vuran büyük küçük dalgalar gibi inişli çıkışlı aşk yaşantılarından arda kalan unutulmayan en değerli anlar ve o basit veda konuşmaları olmuştur.
Yaşanması gerekiyordu, yaşanmıştı.
Bitmedi gerekiyordu, zor da olsa giden gitmiş, bitmesi gereken de bitmişti.
Aşık Veysel’e sormuşlar aşk nedir diye, ‘’ Oğlan kızı sever, kavuşamaz, aşk olur ‘’ demiş.
Pinhani’nin dizeleri çınlar yeniden kulaklarımda ;
‘’ O her zaman gülen yüzün, bazen hüzünlü bir şarkıdır. :)

[D]üşüyorum… [D]uyuyormusun…

Ocak 21, 2009 - 7:17 pm No Comments

Bu kaçıncı gün yokluğunla eş olduğum?Kaçıncı gece kimbilir kanter içinde geçirdiğim…Kaçıncı yokoluş ,kaçıncı diriliş…

Unutacaktım…

Unutmalıydım ya belki de…!

OLMADI… U-NU-TA-MA-DIM!

Soğuk duvarlara anlatıyorum şimdi seni , sessizliğe, geceye … Ve FECRE, gün ağarmadan… Uyuyamadan… Aklımda binbir düşünceyle,yine sana doyamadan.
Seni anlatıyorum…Gözlerinin güzelliğini, duruşunun asaletini ve o GÜNÜ, gezdiğimiz yerleri, mutluluğumuzu anlatıyorum,yüreğime vurduğun mührünü…Ve daha nicesini…. Hissediyor musun?

[D]Uyuyor musun?

Sen uykunun bilmem kaçınca evresindeyken ben seni düşünmekten bitap [D]ÜŞÜYORUM! Gözlerimin kankırmızılığını gizleyip de geceden, cümlelerimdeki hüzne batıp, içten içe bitiyorum.Hani hissedersin belki diye kapılarımı hep açık tutuyorum.Gel diyorum gel…Habersiz gel, sebepsiz gel, sessiz ya da şahlanarak…

“GEL”

Bekliyorum…

UMUDUN BİTTİĞİ BİR YER YOK BENİM DÜNYAMDA!

Bütün kırılmış dallara rağmen , ufacık bir dala tutunmuş da bekliyor aciz ruhum.Varsın acılara gebe olsun yüreğim, varsın siyahlara mesken olsun biçareliğim…Ama tuttuğum dalı bırakamam, ölüme götürse bile umudum bildiğim…

Bir sen vardın ya yüreğimde, yine bir sen varsın ve HEP OLACAKSIN…
Ya sen ya hiç diyemiyor gönül ,YA SEN YA DA… SEN…

Sensizken, her geçen günüm geçtiğiyle kalmıyor, bir parça götürüyor benden .Ses edemiyorum, kızamıyorum, sövemiyorum ya da savunamıyorum kendimi fütursuzca…
Hayatımın nasılda yavaş yavaş çıkmaza sürüklendiğini izliyorum sadece, çaresizce.
Ama hala ufukta bir GÜNEŞ var, az bir ışık… Bu bile yetiyor nefes almama.
Elindekilerle yetinmeyi bilmeliymiş ya insan öğrendim işte.

Susacaktım, susmadı yüreğim…

Ağlıyorum şimdi, tükeniyorum, ama bekliyorum…

“GEL HADİ…”

[D]ÜŞÜYORUM…

[D]UYUYOR MUSUN?